GÖRÜS - Arap devletleri Esed rejimiyle normallesme sürecindeDr. Mehmet Rakipoglu- Esed'in Rusya ve Iran destegi ile ayakta kalmasi ve bölgesel devrim sürecinin sekteye ugramasi, Arap devletlerinin Esed'i kabul etmesine yol açti- Misir'daki devrim sürecinin darbe ile sekteye ugratilmasi ve Sisi'nin Batili ülkeler dahil birçok devlet tarafindan benimsenmesi, bölgesel ölçekte diktatöryel rejimlerin kabullenme sürecini hizlandirdi

GÖRÜS - Arap devletleri Esed rejimiyle normallesme sürecindeDr. Mehmet Rakipoglu- Esed'in Rusya ve Iran destegi ile ayakta kalmasi ve bölgesel devrim sürecinin sekteye ugramasi, Arap devletlerinin Esed'i kabul etmesine yol açti- Misir'daki devrim sürecinin darbe ile sekteye ugratilmasi ve Sisi'nin Batili ülkeler dahil birçok devlet tarafindan benimsenmesi, bölgesel ölçekte diktatöryel rejimlerin kabullenme sürecini hizlandirdi

Dr. Mehmet Rakipoglu, son dönemde Arap dünyasinda Esed rejimiyle normallesme adimlarini ve karsilikli çikar iliskilerini AA Analiz için kaleme aldi.

***

Son dönemde atilan diplomatik adimlar, birçok Arap devletinin Bessar Esed'in baskanliginda bir Suriye'yi zimnen kabul ettigini ortaya koyuyor. Dolayisiyla prensipten ziyade reel politigin; çikar odakli siyasetin, Suriye'nin ve rejimin gelecegini belirleyecegi ifade edilebilir. Bu anlamda Esed'in Rusya ve Iran destegiyle ayakta kalmasi ve bölgesel devrim sürecinin sekteye ugramasi, Arap devletlerinin Esed'i kabul etmesine yol açti.

- Arap Birligi

Bessar Esed rejiminin, Suriye halkina karsi uyguladigi politikalar nedeniyle Arap Birligi üyeligi 2011'de askiya alindi. Bu dönem Arap Birliginde yapilan oylamada 22 üyeden 18'i, Suriye'nin örgütten çikarilmasi yönünde karar verdi. Suriye, Yemen ve Lübnan karsi oy verirken Irak çekimser kaldi. 2011'den 2018'e kadar Arap devletlerinin ezici çogunlugu Esed ile diplomatik iliskilerini kesti. Istisnai bir örnek olarak Umman, rejimle iliskileri hiç koparmadi. Benzer sekilde her ne kadar Suriye'nin örgütteki üyeliginin askiya alinmasina dair yapilan oylamada olumlu oy kullanmis olsa da Cezayir de rejimle iliskileri hiç koparmadi. Askeri bir rejim olan Cezayir'de Islamcilarla uzun yillar savasmis yönetici elitin Esed'e sempati duydugu biliniyor. Bu anlamda Cezayir, Arap devletleri tarafindan Suriye'ye uygulanan ambargo ve izolasyon politikasinin son bulmasini istiyor. Bununla beraber 2018'den beri rejimle Arap devletleri arasindaki iliskiler yumusamaya basladi. Birlesik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn 2018'de rejimle normallesip, Sam'daki büyükelçiliklerini yeniden aktif hale getirdi. BAE, Irak ve Cezayir, Suriye'nin Arap Birligine geri alinmasi yönünde çagrilarda bulundu ve halen de bulunuyor.

Öte yandan Misir'in da Esed rejimi ile son dönemde ciddi bir diplomatik atilim süreci geçirdigi görülüyor. Örnegin 27 Subat'ta Misir Disisleri Bakani Semih Sukri, Sam'a resmi bir ziyaret gerçeklestirdi. Bu ziyaret 2011'den beri yapilan ilk ziyaret. Misir Parlamento Sözcüsü Hanefi Gebali'nin de aralarinda bulundugu Irak, Ürdün, Lübnan, Filistin, Libya, BAE meclis üyeleri ve Umman ile Lübnan'dan temsilciler Sam'da Esed ile görüstü. Benzer sekilde Esed de Umman ve BAE'yi ziyaret etti. Son olarak Suudi Arabistan'in da Suriye ile iliskileri normallestirecegi iddia edildi. Bu anlamda Suudi Arabistan'in ev sahipliginde Mayis ayinda gerçeklesecek Arap Birligi zirvesine Suriye rejimini davet edecegi konusuluyor.

Bütün bu diplomatik açilimlar ve normallesme adimlari, Arap dünyasinda Esed rejimi ile normallesmenin büyük oranda benimsendigini gösteriyor. Bununla beraber basta Katar olmak üzere bazi Arap ülkeleri rejimle normallesmeye halen mesafeli duruyor. Bu durumun temelde en az iki dinamigi oldugu ifade edilebilir. Bunlardan ilki, her ne kadar muhalefete destek azaltilmis olsa da normallesmeye karsi ülkelerin rejim karsiti duruslarinin devam etmesi. Ikincisi ve en önemlisi Batili ülkelerin ve özellikle Amerika Birlesik Devletleri'nin (ABD) normallesmeye karsi durusunun halen kati olmasi. Bu anlamda ABD ve Batili ülkeler rejimle isbirligi yapmayi engellemek adina birçok yaptirim karari açikliyor. Bu yaptirimlar, rejimle normallesme sürecine karsi çikan ülkelerin kararlarini ciddi oranda etkiliyor.

- Rejimin kazanimlari

Suriye'nin Arap Birligine geri kabulü Esed rejimi açisindan iki fayda saglayabilir. Ilki, Arap Birliginin ve Esed rejiminin milliyetçi nosyonlarinin uyusmasi. Rejim, Arap milliyetçiligi retorigine yaslanarak ülke içinde kalan kesimler üzerindeki tahakkümünü konsolide edebilir. Diger bir deyisle Arap Ligine geri dönüs, rejimin halk üzerindeki mesruiyetini güçlendirebilir. Ikinci olarak Arap Ligine geri dönüs, uluslararasi ve bölgesel izolasyondan rejimi kurtarmak anlamina geliyor. Yani Arap Birligi, Esed rejiminin uluslararasi sisteme tekrar entegre edilme sürecinin baslangici olabilir. Esed kontrolündeki Suriye'nin Arap Birligine geri dönüsü rejimle normallesme, uzlasma, yakinlasma ve normallesme süreçlerini hizlandirabilir. Siyasi bir sürecin yaninda ekonomik bir sürecin de ilerleyecegi tahmini yapilabilir. Özellikle Körfez ülkeleri bu normallesme süreçlerinde kritik rol oynuyor. Örnegin 2018'de iliskileri normallestiren BAE ve Bahreyn, bunun yaninda normallesme noktasinda yumusama sinyalleri gösteren Suudi Arabistan, Suriye'nin yeniden insasi noktasinda rekabet halinde. Benzer sekilde Rusya ve Esed rejiminin de Körfez fonlarini geri kazanma noktasinda istekli olduklari söylenebilir. Nitekim Mart 2021'de Rusya Disisleri Bakani Sergey Lavrov'un Körfez turu ve birçok görüsmesinin ana gündem maddesi Esed rejimi ile normallesme adina yapilan lobi faaliyetleriydi. Dolayisiyla Arap Birligine Suriye'nin geri kabul edilmesi, rejimin Körfez sermayesine tekrardan kavusmasini saglayabilir.

- Degisen dengeler

Arap devletlerinin radikal sekilde Esed rejimini benimsemelerini saglayan birden fazla sebep siralanabilir. Bunlar küresel, bölgesel ve yerel ölçekler üzerinden okunabilir. Küresel ölçekte, ABD'nin gün geçtikçe güç kaybettigi ve uluslararasi sistemi domine eden siyasi aktör oldugu iddiasinin zayifladigi biliniyor. Söz konusu durum Suriye'nin Arap Ligine geri dönmesi sürecini de etkiliyor. Nitekim ABD'nin, rejimle her türlü is girisimini engelleyen Sezar Yaptirimlari'na ragmen Washington'a yakin olarak bilinen BAE ve Bahreyn gibi aktörler Esed rejimi ile normallesti. Diger bir deyisle ABD'nin Suriye siyasetindeki "etkisizligi", rejimin güçlendirilmesini sagladi ve Arap ülkelerinin ezici çogunlugu rejimle normallesme yolunu tercih etmeye basladi. Bu anlamda özellikle Rusya ve Çin'in ABD'nin hegemonik diskuruna Suriye denklemi üzerinden dogrudan meydan okudugu ifade edilebilir. Moskova ve Pekin'in birçok Arap baskentinde artan nüfuzu da Esed rejiminin Arap Birligine geri dönmesini hizlandirabilir.

Bölgesel ölçekte, Arap devrimi sürecinin dondurulmasi ve söz konusu durumun bir gerçeklik olarak kabul edilmesi, Arap devletlerini Esed rejimi ile isbirligine itti. Misir'daki devrim sürecinin darbe ile sekteye ugratilmasi ve Abdulfettah es-Sisi'nin Batili ülkeler dahil birçok devlet tarafindan benimsenmesi, bölgesel ölçekte diktatöryel rejimleri kabullenme sürecini hizlandirdi. Örnegin Suriye'de Esed karsiti muhalefeti destekleyen Suudi Arabistan, BAE gibi ülkeler bu siyasetten zamanla vazgeçti. Nitekim bölgesel devrim süreci, 2013 ile beraber yerini statükoya birakti. Dahasi basta Hamas olmak üzere birçok direnis ve devrim hareketi siyaset degisikligine gitti. Örnegin Hamas, Esed rejimi ile iliskilerini normallestirme karari aldi. Benzer sekilde Müslüman Kardesler Teskilati (Ihvan) kendi içinde bölünmeler yasadi. Muhammed Mursi döneminde Irsad Ofisi'nde görev alan bazi isimlerin Sisi ile görüsmesi, Londra ve Istanbul ekibi arasindaki ayrismanin netlesmesi ve Yahya Musa önderliginde kurulan Hasm olusumu gibi yeni fraksiyonlar da Ihvan içindeki ayriliklari ortaya koyuyor.

Sonuç olarak Ürdün'den Cezayir'e, Misir'dan BAE'ye birçok Arap ülkesi Esed rejimi ile iliskileri normallestiriyor. Yarim milyondan fazla kisinin ölümünden, 12 milyon kisinin yerinden edilmesinden ve Suriye'nin harap olmasindan sorumlu bir rejimle normallesmek ve deprem bahanesiyle yardim mesajlari göndermek uluslararasi siyasetin prensiplerden ziyade reel politik üzerinden sekillendigini kanitliyor. Ayrica Arap devletlerinin rejimle normallesme süreci, Suriye denkleminin askeri güç dengeleri baglaminda radikal bir degisim olmadigi sürece devam edecegi tahminlerini güçlendiriyor.

[Dr. Mehmet Rakipoglu, Sakarya Üniversitesi Ortadogu Enstitüsü; Arastirmaci, Dimensions for Strategic Studies.]

* Makalelerdeki fikirler yazarina aittir ve Anadolu Ajansinin editöryal politikasini yansitmayabilir.