Bu 7’nin Olayı Ne?
Bazı sayıların işi hesap yapmakla biter, yedininse ne kadar farkına varabildiniz bilmem; biraz çevresi geniştir. Coğrafyaya girer, masallara karışır, kutsal metinlerde karşımıza çıkar. Bir bakarsınız İstanbul’un tepelerini sayar, yan yana dizilip evrenden haber getirdiğini iddia eder: 777.
Altıdan sonra, sekizden önce gelen bu sayıya nasıl bu kadar anlam yüklendi?
Haftayı yedi güne bölüyoruz, Türkiye’yi yedi coğrafi bölgeyle öğreniyoruz, Dünya’nın yedi harikasını merak ediyor, yedi kıtasını sayıyoruz, İstanbul’u yedi tepe diye şekillendiriyoruz, müzikle ilk tanışmamız yedi nota adı üzerinden oluyor, gökkuşağında yine yedi renk arıyoruz. Sanki hayat, farklı konularda aynı sayıyla dönüp duruyor..
İnanç dünyasına geçtiğimizde yedinin izleri daha da belirginleşiyor: Kabe’nin çevresinde tavaf yedi şavtla tamamlanıyor, Safa ile Merve arasındaki sa‘y yedi şavttan oluşuyor, Fatiha’nın yedi ayeti, yedi gök anlatımı, Hz. Yusuf kıssasındaki yedi bolluk ve yedi kıtlık yılı aynı sayıyı farklı bağlamlarda karşımıza çıkarıyor.. Başka dini geleneklerde de yedinin güçlü bir yeri var. Yahudilikte yedi kollu menora ve haftanın yedinci günü; Hristiyan geleneklerinde yedi ölümcül günah, Katoliklikte yedi sakrament.. Farklı öğretiler ve farklı anlamlar içinde yedi, sık sık bütünlük ve tamamlanmışlık düşüncesine eşlik ediyor. Bu örnekleri tek bir gizli şifrenin parçaları saymak kolay, her birini kendi tarihi ve anlamı içinde düşünmekse daha fazla merak gerektiriyor..
Masalların bu konuda açıklama yapmak gibi bir derdi yok elbette.. Pamuk Prenses’in yanında yedi cüce var, Sinbad yedi yolculuğa çıkıyor, ejderhaların yedi başı oluyor, yedi uyurlar mağarada yıllarca uyuyorlar, ulaşılması güç olan yedi dağın ardında bekliyor..
Türk dili içerisinde de yediyi oldukça yaygın kullanıyoruz: Yedisinden yetmişine herkesi çağırıyoruz, yedi dereden su getiriyoruz, yedi düvele meydan okuyor, yedi kat yerin dibine geçiyor, kızınca yedi ced üzerinden methiyeler düzüyoruz.. Kimse gerçekten saymıyor.. Yedi, cümleye girdiğinde bazen kalabalığı büyütüyor, bazen mesafeyi uzatıyor, bazen de duyguyu derinleştiriyor.
Aynı sayı demem o ki “7”; numerolojide de 777 olarak bu kez -melek sayıları- ve de -şans, doğru yolda olma, sezgilerine güvenme ve güzel gelişmeler- anlamlarıyla yorumlanıyor. “777’yi gördüm, iyi şeyler olacak” düşüncesi zaman içerisinde bir bakmışsınız gelişiveriyor.. Yine de bir sayının bize iyi hissettirmesiyle, şans getirdiğinin kanıtlanması arasında mesafe var. Kendi kendine bir kitleye sahip oluyor bizim yedi ve telefon, bilgisayar ekranlarından, insanların kendi bedenlerine yaptırdıkları 777 dövmelerine evriliyor. Şans makinelerinde de yan yana gelen üç 7, büyük ikramiyeyle özdeşleşmiş durumda; adı üstünde büyük ikramiye, varın gerisini siz düşünün..
Yani tek ve kesin bir anlamı yok; uğur getirdiği bilimsel olarak gösterilmiş değil, sembolik bir inanışların çoğundaysa sebebini anlamadığım şekilde mevcut.. Üstelik aynı kültürel hayal gücü, yediye uğur yüklerken kırılan aynanın ardından yedi yıllık uğursuzluk da biçebiliyor. Sayı aynı; bizim ona anlattırdığımız hikaye değişiyor.
Bazen hikaye bedenimize kadar uzanıyor. Sezaryende “yedi kat kesildiği” söyleniyor örneğin. Oysa cerrahi işlemi herkes için geçerli, yedi ayrı kesiden oluşan bir işlem gibi anlatmak doğru değil. Farklı doku katmanlarından geçiliyor; bunların bir kısmı kesiliyor, bir kısmı ayrılarak açılıyor. Kullanılan teknik ve katmanların nasıl sayıldığı da anlatımı değiştiriyor.
Bir ifadenin akılda kalıcı olması, onu kendiliğinden doğru yapmıyor. Belki yedinin etrafında dolaşırken aklımızda tutmamız gereken tam da bu. Merak etmekle hemen inanmak arasında, epey verimli bir düşünme alanı var. Masalın tadını çıkarabilir, bir ritüelin anlamını öğrenebilir, bir rastlantıya gülümseyebiliriz. Her benzerliği kanıt saymadan da dünyanın ilginçliğini korumak mümkün..
Ben artık yediyle karşılaştığımda biraz da şunu merak ediyorum: Bu kez gerçekten bir şey mi sayıyorum, yoksa kendime bir hikaye mi anlatıyorum?
Belki de yedinin asıl cazibesi, birbirinden uzak dünyaları aynı rakamda buluşturmasıdır. Bir çocuğun masalında, bir inancın ritüelinde, bir şehrin tepelerinde ve birinin sessizce tuttuğu dilekte karşımıza çıkar. Her yerde aynı anlama gelmez; ama her karşılaşmada hafızamızda başka bir kapı açar. Yedinin olayını merak ederek başladım bu yazıya. Şimdi aklım daha çok ona yüklediğimiz anlamlarda. Harikaları, renkleri, tepeleri sayarken bir noktadan sonra umutlarımızı da saymaya başlıyoruz.
Yedi öylesine orada duruyor. Gerisini biz anlatıyoruz. Yine de bir kesim için iyi dileklerimle bitireyim: 777.