Kimya Sektöründe Tedarik, Sürdürülebilirlik ve Görmezden Geldiğimiz Tehlike..
Sanayi üretimi denildiğinde aklımıza ilk gelen şey kapasite, maliyet ve hız oluyor. Oysa artık çağ değişti. Bugün asıl mesele üretmek değil; nasıl ürettiğimiz.
Kimya sektörü, birçok sektörün görünmeyen omurgası. Temizlikten ambalaja, enerjiden otomotive kadar hayatın her alanında var. Ancak bu gücün beraberinde getirdiği bir sorumluluk da var: İnsan sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik..
Bugün sahaya baktığımızda ciddi bir gerçek ile karşı karşıyayız. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde, maliyet baskısı nedeniyle standart dışı ve kontrolsüz kimyasal kullanımı giderek artıyor. Bunun en somut örneklerinden biri, üretim ve temizlik süreçlerinde "MAZOT" kullanımı..
Bugün mazot maliyeti 71-74 TL/litre, üstelik Türkiye geneli bölgesel değişkenlik gösteriyor. Mevcut savaş ortamında zaten sürekli akaryakıt fiyatlarına gelen zamları okuyoruz. Yani demem o ki; artık bu ürün fiyat sebebiyle tercih edilir konumda da değil, salt kanıksanmış alışkanlık zemini üzerinde oturuyor.
Akaryakıt türü olmasına rağmen bahse konu mazot, bir çok yerde ve alanda ne yazık ki birçok yerde -ucuz çözümler- adı altında temizlik maddesi gibi kullanılıyor. Bu sadece bir maliyet tercihi değil; doğrudan insan sağlığını tehdit eden bir uygulama. Solunan buharlar, uzun vadede ciddi solunum yolu hastalıklarına ve işçi sağlığı problemlerine yol açıyor.
Benzer bir durum, tiner kullanımı için de geçerli. Boya açma gibi spesifik alanlar dışında, tinerin yaygın ve kontrolsüz kullanımı hem çalışan sağlığını hem de çevreyi ciddi şekilde etkiliyor. Uçucu organik bileşikler (VOC) içeren bu maddeler, kapalı alanlarda özellikle çalışan ve tesisler için ciddi riskler oluşturuyor.
İlginç bir saha bilgisini de ek paylaşmak istiyorum tecrübelerime istinaden; madde bağımlısı gibi mazot ya da tiner kullanan kullanıcılar ürünü değiştirmek konusunda da istekli değiller, değişime ilk ayak direyenler oluyorlar. Kendileri de kullandıkları kimyasal malzemenin zararlarını bilip, vatan savunur gibi sistem muhafaza halindeler..
Burada kritik soru şu tesislere : Gerçekten maliyet mi düşürüyorsunuz, yoksa görünmeyen bir bedel mi biriktiriyorsunuz?!..
Kısa vadede ucuz gibi görünen bu çözümler; uzun vadede tahmin etmek güç değil ki iş gücü kaybı, sağlık giderleri, çevresel zararlar ve marka itibarı kaybı olarak geri dönüyor. Üstelik bu sadece firmaların değil, toplumun tamamının ödediği bir bedel..
Unutulmamalı ki; sürdürülebilirlik sadece çevre meselesi değildir. Aynı zamanda bir insanlık ve iş ahlakı meselesidir. Bugün alınmayan önlemler, yarının krizlerini hazırlar. Bugün yapılan doğru tercihler ise sadece üretimi değil, geleceği de korur.
Kimya sektörü güçlüdür. Ama asıl güç, bu sektörü doğru kullanabilmekte yatıyor.. Alternatif, yanıcı/parlayıcı olmayan, ISG Mevzuatına uygun kimyasal çözümler var mı? Artık tümevarım değil, tümdengelim çözümler, bizzat uygulayıcıları lazım.
Bugün henüz değil belki ama elbirliğiyle önce ‘insan sağlığı’ diyeceğiz, sonra üretimi ona göre şekillendireceğiz..