Akan Bir Nehir: Saygının Yola Yansıyan Hali
Almanya'da trafik gürültü, stres ya da karmaşa demek değil. Sessiz, düzenli ve su gibi akan bir sistem. İlk gördüğümde “bu kadar mı sakin olur şehir trafiği?” diye şaşırmıştım.
Almanya’da yaya ve bisikletliye öncelik çok önemlidir. Yolda bir yaya gördünüz mü, araç anında durur. Bisikletliye saygı zaten başlı başına bir kural. İnsan, orada yolda yürürken bile değer gördüğünü hissediyor. Bizde bazen korna sesleri arasında adım atmaya çekiniriz, orada ise kimse kimseye korna çalmaz. Hele biri çaldı mı, belli olur zaten: o kişi muhtemelen yabancıdır.
Hız sınırları genelde 30-40 km civarındadır. Kimse bu sınırları aşmak için çabalamaz, “acele et” baskısı yoktur. Yolların en ağır araçları olan tırlar bile kurallı. Sağ şeritten giderler, asla sizi sollayarak tehlikeye atmazlar. Herkes kendi şeridinde, kendi hızında, ama büyük bir uyum içinde ilerler.
En çok etkileyen şeylerden biri de ambulans anında devreye giren fermuar sistemi oldu. Trafikteki tüm araçlar otomatik olarak kenara çekilip ortada boş bir koridor açıyor. O an herkesin refleksi aynı: “öncelik insan hayatı.” Siren sesi duyulur duyulmaz sistem işlemeye başlıyor. Ne bir panik ne bir karmaşa… Herkes ne yapacağını biliyor.
Trafik aslında bir toplumun aynasıdır. Kimileri yolları kural olarak görür, kimileri yaşam biçimi. Almanya’da trafik kuralları sadece cezadan kaçmak için değil, saygının bir parçası olarak uygulanıyor.
Belki bizde de bir gün yollar, siren sesine değil saygıya alışır.