Ekonominin Yeni Para Birimi: Sabır
Bir zamanlar ekonomide geçerli para birimleri şunlardı: Türk Lirası, Dolar, Euro. Bugün ise iş dünyasında en çok işlem gören para birimi sabır..
Üretici sabrediyor, tedarikçi sabrediyor, çalışan sabrediyor, bayi sabrediyor, müşteri sabrediyor, bankalar hariç herkes sabrediyor.
Eskiden bir ticarette mal teslim edilir, fatura kesilir ve ödeme günü beklenirdi. Şimdi ödeme günü geldiğinde yeni bir süreç başlıyor.
"Bu hafta biraz sıkışığız." Sabrediyoruz.
"Önümüzdeki hafta kesin." Sabrediyoruz.
"Muhasebe müdürü izinli." Sabrediyoruz.
"Patron şehir dışında." Sabrediyoruz.
"Bir müşteriden tahsilat bekliyoruz." Sabrediyoruz.
Bir süre sonra alacağınızı değil, mazeretleri takip etmeye başlıyorsunuz.. Müşteri alacağını almış mı, muhasebe izinden dönmüş mü, patron ülkeye giriş yapmış mı?..
Aslında Türkiye ekonomisinin görünmeyen kahramanları ne fabrikalar ne makineler ne de finans uzmanlarıdır. Görünmeyen kahraman sabırdır. Çünkü birçok işletme karıyla değil, sabrıyla ayakta duruyor. Sanayici enerji zammına sabrediyor, ham madde fiyatlarına sabrediyor, kur dalgalanmalarına sabrediyor, istisnasız her sektörün sırtındaki Hürmüs’deki savaşın sebep olduğu fiyat artışlarına sabrediyor. Tahsilat gecikmelerine sabrediyor, yeni vergi düzenlemelerine sabrediyor ve tüm bunları yaparken üretmeye devam ediyor…
İşin ilginç tarafı, sabır artık sadece iş dünyasının değil; toplumun da ortak sermayesi haline geldi. Çalışan maaşının alım gücünün erimesine sabrediyor. Emekli ay sonunu getirmeye sabrediyor. Esnaf müşteri beklemeye sabrediyor. Gençler gelecek planlarını ertelemeye sabrediyor. Herkes bir sonraki ayın, bir sonraki dönemin, bir sonraki kararın daha iyi olacağını umut ederek sabrediyor. Fakat ekonomide bir gerçek var ya: Sabır değerlidir ama sınırsız değildir. Hiçbir fabrika sonsuza kadar sabırla dönmez. Hiçbir işletme belirsizlikle sürekli yaşayamaz. Hiçbir yatırımcı sadece umutla
yatırım yapmaz. Çünkü ekonomik güvenin olmadığı yerde sabır önce yorgunluğa, sonra çekingenliğe, en sonunda da vazgeçişe dönüşür. Bugün
belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey yeni teşvikler, yeni paketler veya yeni sloganlar değildir. İhtiyacımız olan şey öngörülebilirliktir. Çünkü yatırımcı para kazanamadığında bir süre dayanabilir ama geleceği göremediğinde durur ve ekonomi tarihinde duran insanların değil,
harekete geçen insanların ülkeleri büyüttüğünü biliyoruz. Bu yüzden belki de artık sabrı değil, güveni konuşmanın zamanı gelmiştir. Zira görünen o ki şu an ekonominin gerçek para birimi ne dolar ne euro ne de altındır. Güvendir! Sabır ise sadece o güvenin tükenene kadar kullanılan kredi limitidir.
Faturalar sabırla kesiliyor, tahsilatlar sabırla bekleniyor, yatırımlar sabırla erteleniyor, hayaller sabırla öteleniyor. Ama unutulmamalıdır ki: Sabır bir erdemdir, ekonomik model değil!
Bir ülke üreticisinin sabrıyla ayakta kalıyorsa, o sabır tükendiğinde yalnızca işletmeler değil, umutlar da kapanmaya başlar.
Ve tarih bize şunu göstermiştir: Ekonomiler para bittiği için değil, güven bittiği için durur.