Tekstilde Sessiz Göç
Gülsüm Demir; 1984 doğumlu olup Marmara Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği ve Bilgisayar (İngilizce) bölümlerinde çift ana dal, bölüm birincisi statüsünde mezun olmuştur. Eğitimine ara vermeden Hukuk alanında üçüncü üniversitesini tamamlamış, halen İş Sağlığı ve Güvenliği bölümünde aktif öğrenimine devam etmektedir.
Kariyerine Arkas Holding’de Gemi Operasyon Yöneticisi olarak başlayan Demir, kurumsal yönetim ve operasyonel süreçlerde edindiği deneyimi kimya sektörüne taşıyarak, bahse konu sektörde uzun yıllar Marmara Bölge Müdürlüğü, Türkiye Genel Satış Müdürlüğü ve CEO pozisyonlarında görev almıştır.
Bugün, kimya üretim tecrübesini ve stratejik yönetim birikimini Konya sanayisine değer katmak amacıyla ‘SM Kimya’ çatısı altında sürdürmektedir. Üretim yapan her fabrikaya/tesise mevcut bilgi, birikim ve donanımlarıyla -kimyasal danışmanlık- formatında ürün dışı ek fayda sağlamayı amaçlamaktadır.
Güzel Türkiye’mizdeki alan lideri lokomotif üreticilerin sektör bazlı analizleriyle makro bir çerçeve çizmek istiyorum. Bu yazı serisine ilk olarak ‘tekstil’ sektörüne ışık tutarak başlama niyetindeyim zira üzülerek söylemeliyim ki; ülkemiz için en vahim gidiş hattına sahip iş kolu bu..
2024-2025 döneminde Türkiye ekonomisi yüksek enflasyon, kırılgan dış denge ve döviz baskıları ile karakterize oldu. Şirket büyümeleri daha ılımlı, üretim maliyetleri proje bazlı vade içeren klasmanlarda ise ağırlıklı olarak belirsiz.. Ne üretirse üretsin maliyet yönetimi ve döviz pozisyon yönetimi herkesin önceliği..
Tekstil sektörü değişen ekonomi şartlarında son iki senede Türkiye’mizde en ağır yara alan grup.. Yeni bilgi değildir ki -Türkiye hazır giyim/tekstil sektöründe Dünya pazarında uzun süredir efektif büyük üretici konumundaydı-. Bu minvalde ülkemizde iş gücü, istihdam, sektörün alt beslenicileri/tedarikçileri ve alt yüklenici kalkınmaları da beraberinde ekonomimize katma değer sağlıyordu. Son tahlilde ise LC Waikiki, Defacto, Mavi, Kiğılı, Colins gibi firma grupları üretimlerini Mısır’a taşıyıp, türlü yüklenicileri bilineceği üzere ülkemizde konkordato ilan etti. Konkordato ilan eden firmalar temelde batık değil, ancak nakit döngüsü kırılmış konumda. Bir firma ödemesini yapamadığında, tedarikçisi ve fasoncusu da ödeme güçlüğüne düşüyor. Bu domino etkisi de konkordato zincir dalgasına dönüşüyor.
Türkiye’deki üretici maliyetleri (ÜFE), enerji, kira, ham madde maliyetlerindeki sert yükseliş, satış fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamayan maliyet karlarına bağlı kar marjı düşüşleri, nakit erişim zorluğu, faiz yüksekliği, bankaların aşırı temkinli politikası, kur iktidarsızlığı, aylık para finansman gideri, tahsilatta vade yükü gibi uzayıp giden bir dizi etken var ki üreticilerin parkur maliyetlerini gerçekten zorluyor.
Peki neden tekstil sektörü blok şekilde Mısır’a kaydı ve hala konuya istinaden eylem planı yapan firmalar devam ediyor? Doğu Akdeniz’deki Zohr gaz sahası sayesinde enerji fazlası olan az sayıdaki Afrika ülkelerinden biri olan Mısır, ucuz enerji ve doğalgaz kaynaklarına sahip. Coğrafik konum avantajı lojistik ağ ve dağılım üstünlüğü sağlıyor. Süveyş Kanalı; Mısır’ı Avrupa, Asya ve Afrika arasında stratejik geçiş noktası yaratıyor. Ayrıca Çin’den gelen mallar Avrupa’ya taşınırken Süveyş üzerinden geçtiği için navlun maliyetini hatırı sayılır ölçüde düşürüyor. Gelelim firmaların ülke değiştirecek kadar etken katkı payı en büyük tercih sebebi olan işçilik maliyetine.. Piyasa suflelerine göre işçilik maliyetleri aylık 80 Usd – 100 Usd oranında değişkenlik gösteriyor. Mısır’da yabancı yükleniciler için fason üretim ve montaj hattı yatırımları ekonomik, ek olarak Mısır hükümeti yabancı yatırımcılara vergi muafiyeti, ucuz tesis/fabrika arazisi, ihracat kolaylığı gibi teşvikler sunuyor. Bu planlamayı yaptığı konum ise Süveyş çevresi.. Her detay ince ince düşünülmüş ve paket program şeklinde sunulmuş gibi değil mi? Kesinlikle öyle.. Ne kadar sürdürülebilir olduğu konusu muamma.. Çünkü şirketler artık 10 yıllık kalkınma planları içerisinde.. 30 yıllık kalkınma planlarında bant daralması var.
Güzel ülkemizde keyif verici ekonomik haberler almaya, paylaşmaya bir süredir açız. Bu kadar fil tepinirken ezilen karıncalar için kimse bir şey yapmıyor. Filler tepişirken yüzünü çevirmeyen, karıncaların sesini duyamaz. Ne demiş Şems Tebrizi : ‘Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca..”