Ekonomide Gürültülü Alarm!
Türkiye ekonomisi 2025 yılında yüksek sesle değil, sessiz ama tehlikeli sinyallerle alarm vermeye devam ediyor. Bu alarmın adı ne kur ne enflasyon manşetleri…
Asıl alarm; konkordato dosyalarında, kapanan vardiyalarda, hacmi küçülen / yer yer yok olan ihracatlarda, ülke dışına taşınan üretim hatlarında, dönmekte zorlanılan ay sonlarında çalıyor. Adeta gazetelerin ekonomi haberlerini, piyasa raporlama verilerini takip edip, gelecek kaygısı duymamak için anksiyete ilaçlarına başvurmuş olmak gerek..
Bu yıl öncesinde büyük üretici, ülkemize yüksek istihdam sağlayıp, ağırlıklı ihracat ile güçlüyken, şimdi değişen dengelerde satranç oynamaya çalışıyor. KOBI ve küçük işletmeler ise en azından mevcutu koruma kaygısında..
Çok da geçmişe gitmeden müspet rakamlarla son üç yılı değerlendirmem gerekirse; 2023’te 1.500 civarı şirket konkordato talep etmişken, 2024’te bu rakam 3.400–3.500 bandıyla sert bir sıçrama yaşadı. Bu sene ise 2025’in sadece ilk 6 ayında 2.700’ün üzerinde konkordato başvurusu yapıldı. Bu artış net bir şekilde; “kötü yönetilen birkaç şirket” hikayesi değil, sistematik bir nakit akışı krizinin göstergesi..
Tekstil sektörünün blok şekilde Mısır’a göçünü daha önce kaleme almıştım. Yeni ve sıcak gündem ise mobilya üreticilerinin Romanya’ya göçü.. Bulgaristan ve Romanya’ya tesis bazlı üretimini taşıyan, mağaza açan mobilya firmalarının üreticisi maalesef bizim ülkemizde gerçekleştirdiği iş gücüyle değil, Romanya’dan gerçekleştirdiği ihracatında 117/100 artış sağlamış durumda.. Böylesi önemli konular neden ülke gündemimizde masaya yatırılmıyor bizler günlerdir ünlü ve ünlümsülerin uyuşturucu haberleriyle, yatak odası muhabbetleriyle bu kadar dikkat dağıtıyoruz? Kimler bizim boş malzemelerle oyalanmamızı istiyor?
Peki bu krizi ülke gündeminde görünmez kılan ne? Resmi göstergeler ‘kontrollü / sakin” iddiasındayken, sahadaki reel ekonomi neden nefessiz?..
Büyük ölçekli üretici taşınıyor, satrançta yeni hamleler yapıyor da KOBİ’ler taşınamıyor.. KOBİ’lerin %80’inin öz kaynakları eridi. Günlük nakit döngüsüyle ayakta kalmaya gayret gösteriyorlar. İş planları değil, borç takvimleri konuşuluyor. Boğulmalara can simidi uzatan yok..
Tablo böyle devam ederse 2026’da ne olur?.. Döviz kuru daha ne kadar baskılanabilir? 2026 Aralık ayı için öngörülen dolar kuru orta seviye projeksiyonda 50-55 TL bandında. Bunun dışındaki dramatik bir sıçrama tüm tabloda etken çarpan olarak olumsuzlukları hızlandırır. Konkordatolar devam eder, iflas zincirleri başlar. Özellikle mavi yakada ciddi istihdam kaybı yaşanır. İhracattaki kalıcı pazar kaybı telafi edilemez, iç piyasa döngüsündeki nakit sıkıntıları başka çöküşlere sebep verir. Türkiye ekonomisi bugün bir çöküşte değil, fakat görmezden gelinemeyecek ciddi bir yön kaybı yaşıyor. Bu sinyaller göz ardı edilirse, yarın manşetlere taşınacak krizin bedeli çok daha ağır olacak. Bugün sessiz kalan veriler; yarın yüksek sesle, kendisine ve çevresine zarar vererek konuşacak..
Bu yazım asla karamsarlık değil, sahadan gelen açık uyarı olsun istiyorum. Zira sonrasında hiçbir şey -beklenmedik- olmayacak tehlikeli bir alarm niteliğinde..