Sizi Rahatsız Ettiğimiz İçin Mutluyuz
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud Suresi, 112. ayet.)
Bu ayetten daha güzel nasıl bir tavsiye yahut öğüt olabilir bir hukuk öğrencisi için?
Peki, Allah’ın ayetinin kaldırılmasını isteyecek, kaldırtamayınca da önüne geçerek görünmesini engelleyecek kadar Allah’a düşman nasıl olunur?
Bu eylem nasıl alkışlanır?
Bu çocuklar kimin çocukları? Bu anne babalar bu çocukları nasıl büyüttüler? Bizim eğitim sistemimiz neden kendi benliğine, maneviyatına ve tarihine düşman nesiller yetiştiriyor? Kim bu üniversite hocaları, kim bu öğretmenler?
Aklım almıyor…
Bu olayın, tam da “Kurtuluş Savaşı” isminin “Millî Mücadele” olarak müfredata geçirilmesi konusunun konuşulduğu zamana denk gelmesi de bana göre manidar.
Ayet-i kerîmenin görünmesinden, salonda olmasından, açılmasından rahatsız olan güruhun rahatsız olduğu konulardan biri de Millî Mücadele çünkü… Sosyal medyada gezerken gördüğüm höykürmeler ibretlik.
Kimse “Ne gerek vardı böyle tartışmalara?” falan demesin. İyi oluyor. Böyle konular, kimin içinde nasıl bir kin, nasıl bir düşmanlık olduğunu ortaya çıkarıyor.
Mesela bazı hesaplar açıkça yazıyor; kurtulduklarının yüzlerce yıllık tarihimiz olduğunu. Osmanlı’dan, onlara göre “gericilikten”, kurtulduklarını söylüyorlar. Kimsenin umurunda değil İngilizle, Fransızla, İtalyanla, Yunanla savaşmış olmak.
Sokaktaki bir bacının örtüsüne uzanan eli kıran Sütçü İmam, Fransızı Antep’te kırıp geçen Şahin Bey, vatanını, namusunu ve örtüsünü savunan Şerife Bacı ile Kara Fatma; bizim yeni nesil için yobaz Osmanlı tebaasından başka bir şey değil.
Sütçü İmam mezuniyetlerine gelse muhtemelen yuhlarlardı. Kara Fatma’yı salona almak istemezlerdi…
Ecdadımız istiklal için savaştı. “Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.” diye savaştı. Millet olarak topyekûn savaştılar; kazmayla, kürekle ve yürekle mücadele ettiler.
Ecdadın “mabedim” dediği; vatanı, dini ve namusuydu.
Bunu anlamak istemeyenler için o mücadeleyi verenlerin hepsi, kurtulduklarını düşündükleri geçmişin temsilcileri.
Arada kayıp nesiller var. Farkına varalım artık ve ne yapıp edip kendi tuhaf tarihî çelişkilerimizle eğitim vermekten vazgeçelim.
Cemil Meriç’i yine bir yazımda o müthiş tespitiyle analım:
“Haçlıların en büyük zaferi bizim tarih kitaplarımızdır.”
Bu pankartın önüne geçerek Allah’ın ayetinden rahatsız olduğunu gösteren hukukçulara emanet edilecek hukuk sistemimiz için de biz yine Yüce Yaradan’a sığınalım…