Her Çocuğun Sanat Eğitimi ile Tanışması Bir İhtiyaçtır
Bir çocuğun gelişiminde matematik, fen ya da dil bilgisi kadar değerli bir alan vardır: Sanat. Ne yazık ki çoğu zaman “ekstra” bir etkinlik, bir hobi ya da yalnızca yetenekli çocuklara yakışan bir uğraş gibi görülür. Oysa sanat, bir lüks değil, her çocuğun hayatına dokunması gereken temel bir ihtiyaçtır.
Sanatın çocuğa kattığı şey sadece bir enstrüman çalmayı ya da resim yapmayı öğrenmek değildir. Bir nota ile duygularını ifade edebilmek, bir renk aracılığıyla hayal dünyasını kâğıda yansıtabilmek, bir sahne üzerinde özgüvenle durabilmek… İşte bütün bunlar çocuğun karakterini inşa eden taşlardır.
Sanatla büyüyen çocuk; disiplin kazanır, estetik bakış açısı gelişir, empati duygusu güçlenir. İçindeki enerjiyi yapıcı bir yolla ifade etmeyi öğrenir. Araştırmalar da sanatla uğraşan çocukların akademik başarılarının yükseldiğini, problem çözme becerilerinin geliştiğini ortaya koyuyor.
Belki her çocuk büyük bir sanatçı olmayacak. Ama her çocuğun içinde, sanatla canlanacak bir yaratıcı kıvılcım mutlaka vardır. O kıvılcımı görmezden gelmek, çocuğun sadece sanatsal yönünü değil, insan olarak bütüncül gelişimini de eksik bırakmak demektir.
Bu yüzden sorumluluk sadece ailelere değil, eğitim sistemine de düşüyor. Sanat eğitimi, ders programlarında kenarda duran bir seçenek değil; temel bir hak, zorunlu bir ihtiyaç olarak görülmelidir. Çünkü sanatla tanışan çocuk, yalnızca yeteneklerini değil, insanlığını da büyütür.
M.Melike Kıyanus’un kaleminden…