Çeliğe sanat katıyor: Güdüllü ustanın el emeği bıçakları
Ankara’nın Güdül ilçesinde yaşayan bıçak ustası Erdal Atasoy, atölyesinde tamamen el işçiliğiyle ürettiği bıçaklara özel motifler işleyerek satıyor. Atasoy, el işçiliğiyle yaptığı bıçaklarla eski kültürü yaşatıyor.
Ankara’nın Güdül ilçesinde yaşayan usta bir bıçak ustası, çeliği el işçiliğiyle buluşturarak farklı tasarımlar ortaya koyuyor. Kendi atölyesinde tüm aşamaları el emeğiyle gerçekleştiren usta, çeliği işleyip şekillendiriyor, saplarını özenle hazırlıyor ve bıçakların üzerine özel motifler işliyor. Yalnızca kesici bir alet değil, aynı zamanda bir sanat eseri haline getirdiği bıçakları koleksiyoncularla buluşturan usta, yıllardır sürdürdüğü bu mesleği gelecek nesillere aktarmak istediğini belirtiyor. Geleneksel yöntemleri modern tasarımlarla birleştiren bıçak ustasının el işçiliği, Ankara’da her kesimden ilgiyle karşılanıyor.
"Bıçak yapmaya küçük yaştan merakım vardı"
El işi bıçak ürtimine küçüklüğünden beri ilgisi olduğunu, yerli ve yabancı ustalardan öğrendiklerini uyguladığını belirten Erdal Atasoy, "Bıçak yapmaya küçük yaştan beri bir merakım vardı. Kültürümüze karşı bir ilgim vardı. 2010’da profesyonel anlamda bu işe başladım diyebilirim. Ustam yoktu. Tamamen araştırmaya yönelik başladım. Yabancı ve yerli ustaları takip ederek, internetten videolar seyrederek, kendimi geliştirerek bu işe başladım. Beni bu işte en çok zorlaştıran ilk başlarda malzeme teminiydi. Çelik bulamıyorduk. Şimdi ülkemizde her türlü çelik bulabiliyoruz, ithal edebiliyoruz. Kaliteli çelikler kullanıyoruz. Çelik yurt dışından geliyor. Bir bıçağın yapılışı, eğer standart bir bıçaksa hemen hemen 1 günümüzü alıyor ama özel işçilik 3 günden 1 aya kadar sürebiliyor. Av ve kamp ürünleri yapıyoruz. Bunun yanı sıra koleksiyonculara hitap etmek için ürünler yapıyoruz" şeklinde konuştu.
"Bıçağın kötü amaçla kullanıldığının sıkıntısını ben çekmemeliyim"
Türkiye’de bıçak satışının hediyelik anlamdan uzak olduğunu, bu durumdan dolayı zaman zaman sıkıntı çektiğini, bu işi sadece eski kültürü yaşatmak ve geçimini sağlamak için yaptığını belirten Atasoy, "Ben Kültür Bakanlığı sanatçısıyım. Elbette ki gelecek nesillere aktarmak için çırak yetiştirmek istiyorum ama maalesef çırak bulamıyoruz. Bizim böyle bir sıkıntımız var. Maalesef çırak yetiştiremiyoruz. Gururla söyleyebilirim ki devlet büyüklerimizde bıçaklarımız var. Sanatçı dostlarımızda, bürokratlarda, iş adamlarında da bıçaklarımız var. Sektörümüzün önü açılsın istiyorum. Bazı şeyleri yapmamız yasak. Bu işi gelecek nesillere aktarabilmemiz gerekiyorsa bazı şeylerin yapılması gerekiyor. Örneğin ben Fatih Sultan Mehmet Han’ın kılıcını ya da bir kamasını yapmam lazım. Üzerinde kan oluğu var diye yapmamız yasaklıyorlar. Bu kanunların tamamen baştan dizayn edilmesi gerekiyor. Kan oluğu dediğim şey bıçakta ya da kılıçta, kamada yüzeysel gerilimi minimuma indirmek için ve hafiflik kazandırılsın diye yapılır. Bize destek olunsun istiyoruz. Önümüz açılsın istiyoruz. Bıçak kötü amaçla da kullanılabiliyor. Şimdi bıçağın kötü amaçla kullanıldığının sıkıntısını ben çekmemeliyim. Ben ev geçindiriyorum ve benim bu benim ekmeğim. Çocuklarıma yaptığım işle, alnımın teriyle ekmek yediriyorum. Tek istediğim şey yerli üretime destek olunsun. Avrupa’dan bir sürü bıçaklar geliyor. Özellikle Çin malı. Kültürümüzü daha da geliştirelim. Ne kadar destek olursanız, bizim ürünlerimizi alırsanız biz o kadar daha yenisini, daha iyisini ve daha güzelini yaparız" diye konuştu.