TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Konya Başkanı Hulusi Ada: “Gıda Zehirlenmeleri Kader Değildir!”
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Hulusi Ada, son zamanlarda artan gıda kaynaklı zehirlenmelere ilişkin basına açıklama yaptı.
Gıda kaynaklı hastalıkların bireylerde akut ve kronik sağlık sorunlarına yol açtığını belirten Ada; bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerde bu hastalıkların daha ağır seyredebileceğini ve ölümle sonuçlanabileceğini söyledi. Ada, “Ölüme neden olmadığı durumlarda ise gıda kaynaklı hastalıklar, sağlık sorunlarına ek olarak ülke ekonomisine ciddi zarar vermekte; iş gücü ve üretimi düşürmekte, sağlık sistemi üzerinde yük oluşturmaktadır. Ayrıca toplumda gıdalara ve sektöre olan güvenin azalmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla gıda kaynaklı hastalıklar ve zehirlenmeler, üzerinde ciddiyetle durulması ve acil çözüm üretilmesi gereken hayati bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.” dedi.
Sadece Kasım Ayında 750 Yurttaş Zehirlendi!
Gıda zehirlenmesi vakalarındaki artışa dikkat çeken Ada, “Türkiye’de gıda güvenliğinin ne denli kırılgan olduğu bir kez daha acı şekilde görülmüştür. Sadece Kasım ayının ilk üç haftasında 750’den fazla yurttaşımız gıda zehirlenmesiyle karşı karşıya kalmıştır.” ifadelerini kullandı.
Basına yansıyan haberlerde; Karabük’teki yardım kermesinde, Samsun’da bir okul yemekhanesinde hamburger yiyen 5 öğrenci ile yemek yiyen 28 öğrenci, Kayseri’de bir okulda düzenlenen sucuk festivalinde 80 kişi, Rize’de bir mevlide katılan 104 kişi, Bursa’da tavuk-pilav yiyen 11 işçi, Trabzon’da düğün yemeği yiyen 100 kişi, Şişli’de bir restoranda yemek yiyen 25 kişi, Gümüşhane’de bir imam hatip ortaokulunda öğle yemeğinde pide ve ayran tüketen 29 öğrenci, Adıyaman Besni’deki KYK yurtlarında akşam yemeği sonrası 70 öğrenci, Sakarya Ferizli Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda 131 mahkûm, Gaziantep İl Göç İdaresi’ne bağlı Geri Gönderme Merkezi’nde 56 mülteci, Kocaeli’de özel bir lisede eğitim gören 14 öğrenci kantinden aldıkları tavuk ürününü tükettikten sonra gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.
“Tüm Bunların Altında Yatan Temel Neden, Gıda Güvenliği İlkelerine Uyulmamasıdır”
Ada, özellikle toplu tüketim alanlarında artan maliyetler nedeniyle düşük kaliteli ürün kullanımının, hijyen gerekliliklerinin yerine getirilmemesinin, soğuk/sıcak zincirin kırılmasının, dezenfektan kullanımından kaçınılmasının, yeterli teknik personel istihdam edilmemesinin insan sağlığını tehlikeye attığını vurguladı. Restoran, büfe, lokanta ve fast food noktalarında da benzer şekilde düşük kaliteli ürün kullanımı, çapraz bulaşma riski oluşturacak çalışma düzeni, personel ve ekipman hijyenindeki eksiklikler, gıda üretiminde kullanılan suyun uygun olmaması ve çalışanların gıda güvenliği konusunda eğitimsiz olmasının ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.
Yerel yönetimlere seslenen Ada, “İşporta tarzı, seyyar gıda satışı yapan ve herhangi bir izni ya da ruhsatı bulunmayan noktalara kesinlikle izin verilmemeli, göz açtırılmamalıdır.” dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tüm gıda üretim ve tüketim noktalarını hem açılıştan önce hem de faaliyet süresince risk esasına göre denetlemesi gerektiğini belirten Ada, “Denetçi sayısı artmadığı halde denetim sayısının artıyor olması etkinliğin azaldığını göstermektedir. Denetim ekipleri artırılmalı ve bu ekiplerdeki gıda mühendisi sayısı kesinlikle yükseltilmelidir. Çünkü gıda mühendisliği; gıda mikrobiyolojisi ve gıda güvenliği konusunda yetkin olan meslektir.” ifadelerini kullandı.
“Hem Çalışanlar Hem İşverenler Gıda Güvenliği Eğitiminden Geçmeli”
Hazır gıda sunumu yapılan işletmeler açılmadan önce hem işletme sahiplerinin hem de çalışanların gıda güvenliği eğitiminden geçirilmesi gerektiğini dile getiren Ada, “Bu eğitim; gıda, su ve personel hijyeni ile gıda güvenliği konularında temel bilgileri içeren, nitelikli, sınavlı ve belgeli olmalıdır. Bir işletmecinin, bu belgeyi almadan iş yerini açamaması yönünde düzenleme Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından acilen hayata geçirilmelidir.” dedi.
Ada, küçük çaplı gıda işletmeleri ve satış noktalarının herhangi bir teknik gözetim altında olmadığını, bu boşluğun giderilmesi için yetkilendirilmiş gıda danışmanlığı sisteminin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca zehirlenmelerin sık yaşandığı ve toplu tüketimin yoğun olduğu Milli Eğitim Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve üniversitelerde iç kontrol ve denetim süreçleri kapsamında mutlaka gıda mühendisi bulundurulması gerektiğini ifade etti.
Yaptırımlar Yetersiz, Cezalar Caydırıcı Değil!
Gıda güvenliğinde yaşanan ihlaller ve hilelerin önüne geçilememesindeki en önemli nedenlerden birinin yaptırımların yetersizliği olduğunu vurgulayan Ada, “Ceza alan veya uygunsuzluk tespit edilen bazı firmaların isim değiştirerek tekrar sektöre girmesi dikkat çekici bir sorundur. Bu yanlışlıkları engellemek için önerimiz, Gıda İhtisas Mahkemelerinin ivedilikle oluşturulmasıdır.” diye konuştu.
Ülkemizde gıda güvenliğinin tam anlamıyla sağlanabilmesi için sayılan önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu belirten Ada, “Güvenli gıdaya ulaşmak temel bir insan hakkıdır. Halk sağlığını korumak, başta iktidar olmak üzere tüm yetkili kurum ve kuruluşların asli görevidir. Kamuoyu önünde bunu bir kez daha hatırlatıyor ve toplum sağlığını korumak için ülkemizde gıda güvenliğinin tam olarak sağlanmasını talep ediyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı
Rabia Tillem


















