Geleceğe Bilinçli Nesiller Yetişiyor
Haberin Kaynağı, Gazete Konya’m Muhabiri Sena Gamze Vanlıoğlu
GİF Konya Şubesi tarafından düzenlenen programda gençler; manevi söyleşiler, dijital farkındalık eğitimleri ve kültürel ziyaretlerle hem zihinsel hem de manevi dünyalarına dokunan dolu dolu bir gün geçirdi.
Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), bünyesinde faaliyet gösteren "Güzel İşler Fabrikası" güzel işler üretmeye devam ediyor. Programın ilk bölümünde, Hale Öner tarafından “Sosyalleşmenin Manevi Dünyamıza Etkisi” başlıklı seminer gerçekleştirildi. Sosyal ilişkilerin bireyin iç dünyasına etkisinin ele alındığı programda gençlere önemli kazanımlar sunuldu. Ardından Nazlı Önemli tarafından verilen “Dijital Pusula” eğitimiyle katılımcılara dijital dünyada bilinçli hareket etme, doğru yön belirleme ve teknoloji kullanımında farkındalık konularında bilgiler aktarıldı. Eğitimlerin ardından katılımcılar, Konya’nın önemli manevi duraklarından Şemsi Tebrizi Camii’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında tasavvuf kültürü ve şehrin manevi mirası hakkında bilgiler paylaşıldı. Programın devamında Mevlana Müzesi gezilerek Mevlana Celaleddin Rumi’nin hayatı ve öğretileri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Günün sonunda ise Uğur Canbolat ile gerçekleştirilen söyleşide gençler merak ettikleri soruları sorma imkânı buldu. Samimi bir ortamda gerçekleşen program, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.
“MÜMİN, MÜMİNİN AYNASIDIR”
“Sosyalleşmenin Manevi Dünyamıza Etkisi” Söyleşisinde Hale Önder, “Benim kendimi görebilmem için bir aynaya ihtiyacım var, öyle değil mi? Yani düşünün; iç dünyam dış dünyamdan daha geniş, daha renkli, daha katmanlı. Çünkü tek bir bakışla bile iç dünyamızda katman katman farklı anlamlar oluşturabiliyoruz. O zaman demek ki ben, zahirdeki kendimi bilebilmek için aynaya bakmak zorundayım. Bakmazsam, inanıyorum ki belki de eski insanlar gibi, sudaki yansımalar olmasa kendilerini hiç göremeyeceklerdi. İnsanın üzerinde bir şey olduğunda ya da yüzünde bir leke bulunduğunda, biri söylediğinde fark edebilir ama aynaya bakmadan kendisinin ne durumda olduğunu tam olarak göremez. Düşünün ki zahiri hayatta durum böyle. Peki, iç dünyamız için bu mümkün mü? Bir ayna olmaksızın insanın kendini terbiye etmesi mümkün mü? Allah Resulü buyuruyor ki: “Mümin, müminin aynasıdır.” Dolayısıyla şunu gönül rahatlığıyla kabul etmemiz gerekiyor: “Ben kendimi bilirim, benim aklım bana yeter, ben kendimi görüyorum” demek doğru değildir. Hayır, insan kendini tam anlamıyla göremez. Bu noktada bir aynaya ihtiyacım var. Eğer ayna olmazsa, kendiliğime dair sapmalarım ortaya çıkar. Yani ben kimim, neyim, hakikatim nedir; bunlarla ilgili yanlışlara düşebilirim. Çünkü iç dünyamız çok geniş. İçimizde şeytan var, nefsimiz var ve sürekli bir iç konuşma hâli var. Dolayısıyla insanın kendini tam olarak görmesi mümkün olmuyor. Bu yüzden sapmalar yaşanıyor; çünkü insan bazen şeytanı ve nefsi dinliyor.” şeklinde konuştu.
“FAYDA SAĞLAMAYA ÇALIŞMANIZ GERÇEKTEN ÇOK KIYMETLİ”
Kendisi için Verimli bir seminer olduğunu dile getiren Önder, “Katılımcılar aktifti ve gerçekten güzel bir şekilde dinlediler. Bu tür seminerleri hazırlarken insanın önceden belirlediği hedefler ve katılımcılara vermek istediği mesajlar oluyor. Bu hedeflerin büyük ölçüde gerçekleştiğini düşünüyorum. Ayrıca seminer öncesinde yaptığım hazırlıkların ötesine geçerek, dinleyici kitlesinin ilgisi sayesinde ekstra konulara da değinme fırsatı buldum. Katılımcı kitlesi gerçekten çok iyiydi. Bu nedenle seminerin başarılı geçtiğine inanıyorum. Burada olmaktan da büyük mutluluk duydum. Bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Çok güzel faaliyetler yürütüyorsunuz. Sosyal medya hesaplarınızdan Güzel İşler Fabrikası Konya’yı takip ediyorum. İnsanların iç dünyasına dokunan konulara eğilmeniz, bu tür seminerler düzenleyerek fayda sağlamaya çalışmanız gerçekten çok kıymetli. İnsanın manevi dünyasını dert edinen bir ekip olduğunuzu görmek beni çok etkiledi. Burada bulunmaktan ve sizinle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duydum. Allah razı olsun, hizmetlerinizin devamını diliyorum.” dedi.
“DİJİTAL OKURYAZARLIK ONU HEM ANLAMAK HEM YÖNETMEKTİR”
“Dijital Pusula” eğitiminde daha nasıl bilinçli olabiliriz sorusuna cevap vermeye çalışan Nazlı Önemli, “Biz çünkü hep tüketen taraftayız. Bilinçli tüketici olmayı sadece gıda için düşünmemek gerekiyor; teknoloji ve dijital alan için de geçerli. Ne kadar zararlı olabileceğini çok acı bir şekilde yaşayarak gördük. Sizler de anne olacaksınız, değil mi? Ben de anneyim. Çocuklar yetiştireceksiniz. Ne kadar bilinçli olursak, ne kadar bilinçli nesiller yetiştirirsek toplumumuz da inşallah o kadar gelişecek ve daha iyi seviyelere gelecektir. Dijital dünya bizim dijital hayattaki yönümüzü oluşturuyor. Şimdi dijital deyince ilk olarak dijital okuryazarlığı bilmemiz gerekiyor. Dijital okuryazarlık ne demek? Sadece teknolojiyi kullanmak değil; onu anlamak ve yönetmektir. Şu anda hayatımızın odağında ne var? Yapay zekâ var. Teknoloji deyince artık sadece bilgisayar kullanmak değil; elimizdeki akıllı telefonlar bile her şeyi yapabiliyor. Yani teknoloji kavramı artık daha geniş bir anlam taşıyor. Bu noktada yapay zekâyı bilinçli kullanmalı, dijital ortamda bıraktığımız izleri de bilinçli bırakmalıyız. Sonradan başımıza iş açabilecek, bize zarar verebilecek adımlar atmamalıyız. Çünkü her gün dijital ortama veri bırakıyoruz. Bu nedir? Örneğin bir sunumu internet ortamına yüklemek, Instagram’da paylaşım yapmak, video koymak; Facebook’ta, LinkedIn’de, Twitter’da görüşlerimizi paylaşmak… Sadece biz değil, herkes bunu yapıyor. Görüşler, videolar, fotoğraflar, metinler, sunumlar sürekli paylaşılıyor.” ifadelerini kullandı.
“PEKİ BU GELİŞMELER BİZİM İÇİN TEHDİT Mİ, FIRSAT MI?”
Yapay zekanın hem tehdit hem de fırsat olabileceğini dile getiren Önemli, “Her gün milyonlarca veri dijital ortama aktarılıyor. Peki bu verilerin ne kadarı anlamlı, ne kadarı anlamsız? Bunları nasıl ayırt edeceğiz? Bunun için kullanılan araçlar var. Hepiniz kullanıyorsunuzdur; farklı yapay zekâ araçları mevcut. Bunları bilmiyorsanız öğrenin, mutlaka kullanın. Nasıl ki zamanında daktilodan bilgisayara geçtik ve hayatımız kolaylaştıysa, aynı durum yapay zekâ ve diğer dijital araçlar için de geçerli. Peki bu gelişmeler bizim için tehdit mi, fırsat mı? Bu tamamen nasıl kullandığınıza bağlı. Hem tehdit hem fırsat olabilir. Yaşanan olaylardan da gördük ki dijital dünyanın ciddi tehlikeleri var. Siz kendi kullandığınız kısmı biliyorsunuz, kendi pencerenizden bakıyorsunuz. Ama görünmeyen, daha tehlikeli bir tarafı da var. Burası herkesin ulaşabildiği bir alan. Ne yaş soruluyor ne konum. Gerçek hayatta düşünün; bir üniversite yönetimi toplantısına bir lise öğrencisi mi girer, yoksa akademik kariyeri olan biri mi? Orada bir unvan, bir yetkinlik aranır. Ama internet ortamı böyle değil. Hiçbir sınırı yok. Yaş sınırı yok, kimlik sınırı yok. Herkes girebiliyor.” dedi.
“KENDİNİZE SORUN, HOCALARINIZA SORUN, OKUDUĞUNUZ KİTAPLARA SORUN”
Yazar Uğur Canbolat söyleşide şunları dile getirdi: “Bir ayette Cenab-ı Allah, kendisinin sırat üzerinde olduğunu söylüyor. Bu çok ilginç bir durum. Mesela gençler olarak soru sorma meselesi var ya; arkadaşlar, sorabildiğiniz kadar soru sorun. Kendinize sorun, hocalarınıza sorun, okuduğunuz kitaplara sorun. O kitaplarda doğru bulmadığınız yerlere soru işaretleri koyun, sonra başkalarıyla karşılaştırın Zaten bizim kitabımız soru sorduran bir kitap. Bu noktada tekrar dönmek isterim. Mesela “Suya bakmaz mısınız?” diye bir ayet var. Çok ilginç bir durum bu. Ahiretten bahsetmiyor, nübüvvetten bahsetmiyor, haşirden neşirden bahsetmiyor. Elbette bunlardan bahseden ayetler var ama burada “Suya bakmaz mısınız?” diyor. Yine “Deveye bakmaz mısınız?” diye bir ayet var. Bu şu demek: Soru sorun demek. İlk muhataplar açısından baktığımızda bir Arabı devesiz düşünebilir misiniz? Yarışını deveyle yapıyor, ticaretini deveyle yapıyor, zenginliğini deve sayısıyla ölçüyor, yolculuğunu onunla yapıyor, kurbanını onunla kesiyor. Yani hayatının her anında deve var. Fakat Cenab-ı Allah ayette “Deveye bakmaz mısınız?” diyor. Yani her gün gözünün önünde olan şeye bir kere daha bakmasını istiyor. Demek ki başka türlü bakmasını istiyor. Yani soru sorarak bakmasını istiyor. Çünkü “bakmaz mısınız?” deyince sadece şekline bakmaktan bahsetmiyor olmalı. Yoksa bir Arap gözlerini kapatsa deveyi tarif eder, çizer, kilosunu söyler, her şeyini anlatır. Burada Cenab-ı Allah aslında özellikle gençler için bir soru sorma bilinci oluşturuyor. Soru sormaya alıştırıyor, soru sormayı öğretiyor ve teşvik ediyor. Aynı şey başka konular için de geçerli. Deveye bakmaz mısınız dediği gibi, suya bakmaz mısınız dediği gibi, yıldızlara, gökyüzüne bakmaz mısınız diyor. O günkü Arapların en çok gördüğü şey gökyüzüydü. Ya çölü görüyorlar ya gökyüzünü. Gece yıldızlara bakıyorlar çünkü yollarını bulmaları gerekiyor. Buna rağmen Cenab-ı Allah “Gökyüzüne bakmaz mısınız?” diyor.”
“BU FABRİKA HEP GÜZEL ŞEYLER ÜRETSİN, İYİ ŞEYLER ÜRETSİN, İNSANLIĞA KATKI SAĞLASIN”
Söyleşinin ardından Güzel İşler Fabrikası hakkında görüşlerini dile getiren Canbolat “Güzel İşler Fabrikası’yla ilgili olarak şunu söyleyebilirim: İsmi çok güzel, açıkçası çok etkilendim. Afişe de baktım, bu söyleşide de adı geçti. Güzel işler yapmak demek; iyi işler yapmak, hayırlı işler yapmak, hasene olan işler yapmak demektir. Bizim kültürümüzde güzel ahlak tanımı, “ahlâk-ı hasene”, yani güzel ahlaktır. Bu; insanlara iyilik veren, barışı sağlayan, birlik ve beraberliği güçlendiren, huzur getiren bir anlayışı ifade eder. Güzel işler ifadesi de bana bunu çağrıştırıyor: İnsanlık için doğru, yararlı ve faydalı işler yapmak; neslimiz ve geleceğimiz için doğru işler ortaya koymak. Bu aynı zamanda gündelik hayatta pratik karşılıklar da içerebilir. Güzel İşler Fabrikası çok güzel bir isim; bu fabrika hep güzel şeyler üretsin, iyi şeyler üretsin, insanlığa katkı sağlasın.” ifadelerini kullandı. Konya "Güzel İşler Fabrikası"; eğitim, kültür ve maneviyatı bir araya getirerek gençler için dolu dolu bir program sunarken, katılımcılar açısından hem öğretici hem de ilham verici bir muhit oluşturmaya devam ediyor. •SENA GAMZE VANLIOĞLU







Rabia Tillem


















